Kayıp Sayfa

Mutluluk .....

Kategori: Yazilar


Mutluluk damarlarimi sardi desem cok mu klasik olurum? Ozgurum desem mutlu olmusta olur muyum? Ya da ben niye hep ask konusunu isliyorum.  Okuyucularim artik gelmiyorlar.....

Konu degistirecegim....

Sevgili esimin her agzima aldiginda bana kizdigi ve olumlu dusun dedigi konuyu ele alacagim cunku henuz sizleri biktirmadim :))

Bende bir korku var. Ve gercekten son derece insani bir korku, ama sorun eskiden bende bu korku yoktu, umursamazdim. Doganin kanunu bu derdim, ve kabullenirdim herseyi...
 
Simdi determinismden yola cikarak, "neden-sonuc" iliskisine baglarsak yasam ve olumu, o zaman ruhumun bir esi oldugunu dusundugum esim hangi noktada olacak. Burada Hegel devreye giriyor " neden-sonuc"  ilkesini silip "neden-amac"  ilkesini one suruyor, yani ben O'nun nedeni isem O benim sonucum degil amacimdir. Cunku sonuc birseyi bitirmeyi oncu kilar. Ama  amac yeni nedenler ortaya cikarip devamlilik katar bu surece...

Gelelim nerden girdim bu konuya. " olum" den...

Olumun belirsizligi beni cok tedirgin ediyor. Bunun en buyuk nedeni ise,  oldugumde belirsizligin icinde kaybolma dusuncesi. Yani var olan ben, acaba gercekten beni temsil eden fiziksel olan bu vucut mu?  Yoksa ben dusuncelerimle, davranislarimla fiziksel gorunusumden ayriliyormuyum? Eger bu ayrilma dogruysa ruh ve beden ikilisinide ayiriyoruz ve ruhu metafiziklestirip,  olumden sonrasinida kesinlestiriyoruz. Ama benim bedenim beynimin bir urunu ise, ve beyin butun bunlarin kontrolunu yapiyorsa o zaman herseyi maddelestirip ruhu yok sayarim  ve olumden sonrasini bilemem.

Yani simdi anliyorum ki yukardaki yazdigim paragrafi tekrar okuduktan sonra, ben olumden sonrasini ruhla esdeger kiliyorum, eger ruhum gercekse, varsa, beni temsil ediyorsa bedenim bu dunyada kullandigim bir kiyafet olmaktan ileri gitmiyor onun olumu benim dogumum oluyor. Tabi neden geri gelmiyor? sorusuna hic girmiyorum. Bununyani sira baska sekilde yorumlamakta mumkun; Hamlette, Gecenin Sonuna Yolculukta ve Baudelaire'de islenen temalar gibi olur olum, solucanlar tarafindan yenmemiz olur, ve vucudun nasil aslinda kokan bir et parcasindan ibaret oldugunada inanmis oluruz.


Materyalis dusunceyi kabul etmiyorum, cunku benim duygularim, dusuncelerim, esime duydugum sevgi, ask, ozlem, istek vs.. vs.. vs...  Maddelestirilemez. Basitlestirilemez. Ben sahip oldugum bu ozelliklerle zaten maddeden ayriliyorum.

Burada amac olumu cozumlemekse, ve maddeci degilsem ! Neyden korkuyorum?

Aslinda cok basit, benim korktugum olum degil, olumun getirecegi sonuc mu? Amac mi?

Sonuc ise, ben sevdiklerimi asla goremeyecegim, o zaman bu dunyada var olma nedenim  bos gibi geliyor cunku ben bana hayat veren, omrumu gecirdigim, guldugum, agladigim, asik oldugum, anne oldugum, anneanne yada babaanne oldugum anlarimi bir daha yasayamayacaksam yada bana buguzel anlari yasatan insanlari bir daha goremeyeceksem olum bana urkutucu, korkunc hatta dayanilmaz geliyor. Onunda otesinde, olum benim(bilinc) yok olmamsa eger, benim bu dunyada var olma amacim ne oluyor.

Amac ise, iste ozaman gercekten harika, cunku dunya bizim icin bir gecis evresi olur. Kendimizi olcup tarttigimiz, hayatimiza yon verdigimiz, hayatimizi ziyan ettigimiz, keskelerle kurulmus bir zincir.
Mesela ben bundan iki yil once hayati okulu bitirip, kariyer yapip, cok para kazanip, istedigim herseyi yapmak ve  olmek olarak algiliyordum. Ama benim sahip oldugum es okadar harika bir kisilige sahip ki; ben zamanla hayata bakis acimi cok degersiz buldum, hayatimi kariyer sevdasiyla ziyan edip, kendi dunyevi zevklerimi tatmin edip bitirecektim ama simdi insanin sevdigi bir insanla paylastigi hayat, evinizde, size ait o dunyada diger dunyadan izole edildiginiz ve ikiyken tek oldugunuz o an, sevgiyi ve aski tattiginiz o an, hayati oyle mutlu, oyle hos ve oyle anlamli kiliyorki,  diger butun fani seyler bunun yaninda degerini kaybediyor.(tabi herseyde ask degildir, yani ne kadar asikta olsaniz calismassaniz dunyevi slklntilar bogabilir).
Yani uzun lafin kisasi, bizim Vahap efendi hiiicccc hurilerle plan yapmasin demek oluyor, amac unsuru ;)

Saatlerimizin sevgilililer gunune baglandigi su dakilarda, lutfen kimse bana sevgililer gunu ticaret demesin, cunku hediyenin soz konusu oldugu hergun benim icin kutsal kabul edilir :) Ve cok sansliyimdirki escagizimdan cok guzel bir hediye aldim. Tabi bende ona aldim.

Konumuzu bozmayalim; yukarda yaptigim butun yorumlari toplarsak bile, ben hala kesin bir sonuca varamiyorum. Matematikten nefret ediyorum cunku yeteneksizim yani illede bilimsel bir aciklamayada ihtiyacim yok, bilimsel aciklama yapilsa bile her iki tezde de, ben yine kendi bildigimi okuyup, sizlere Yahya Kemal'in alegorik siiri ile seslenecegim....

"bir cok gidenin her biri memnun ki yerinden,
bir cok seneler gecti; donen yok seferinden."

 


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

23:24 - 13/2/2009 - yorum yaz


Yine merhaba

Ben sizin yanitinizi yine bayagi gec gordum :)
Yemek blogu actim kendime ve surekli oraya takildigim icin burayi unutmusum :)

Yazinizdan aslinda kendimi anladim diyebilirim. Bir arayis icindesiniz, ama bu arayisinizin sonunun olmayacaginida biliyorsunuz, ama yine de merak icindesiniz, cevreye sordunuz zamaninda ancak baktinizki cevredekilerin sizi anladigi yok. Sofi'nin dunyasindaki filozofunda dedigi gibi, onlar birkere yetiskinlerin dunyasina girmis. Sizin dunyanizi anlamazlar. O yazdiginiz kliselesmis iki kelimeyle hayatinizi surdurmenizi beklerler. Denersiniz. Ama hala aklinizi kurcalayan sorular vardir.

Simdi kendimden ornek versem. Uzun bir donem ateisttim. Olumu dusunmedigim ve herseyi maddelestirdigim ve etki altinda kolayca kaldigim donemlerdi o donemler. Simdi neyim ? Hala inancliyim diyemem. Ama bir tanri inancim oldugunu anladim. Deist olarak tanimliyorum simdi kendimi. Kesinlikle bir din inancim yok. Cevredekilere gore din inancin esantiyonu, ikisi bir arada, ayirmak olmaz. Ben ayirdim!

Olumu hala dusunuyorum. Anladimki bu konu benim asla siyrilamayacagim bir konu, ama eskisi kadar kafa takmiyorum. Nasil olsa gelecek bir gun. Hayattan koparabildigimi koparsam kafidir sanirim :)

Sonuc olarak yine o iki kelimeye geliyoruz. Sanirim kafayi fazla takmamak lazim :)


Geants - 2009-08-15 07:45:05 - 2009-08-15 07:45:05


Mutluluk

Önemli değil.

O an Ömer Hayyam'dan bir şiir yazarak yetindim şimdi ise birşeyler yazmak istiyorum.

Hayat öyle kurgulanmış ki(belki de yaratıcı dediğimiz güç tarafından)sabah kalktığınızda, kahvaltı yaptığınızda, işe/okula gittiğinizde, insanların arasına karıştığında herşey öyle normal ki... Yiyor içiyor, gülüyor, ağlıyorsunuz. Bir pop müziğiyle coşuyor, rock müzikle kendinizden geçiyor, bir türküyle, saz sesiyle efkarlanıyorsunuz.

Çok şey yazılabilir, hayat kurgusu içerisinde herşey dünyaya aittir, dünya düşünülür, dünya yaşanır, algılanan da dünyadır zaten.

Fakat kendini bulma yolunda olan/sorgulayan insan hayatın normalliğinden çıkıp düşünce aleminde bir yolculuğa çıkıyor. Ağzımıza sakız olan "ölüm"ün üzerine gidiyor, onu anlamaya, kavramaya hatta hissetmeye çalışıyor. Yıllarca dindar bir çevrede de büyümüşseniz ölümden korkmuyorsunuz pek, korkunuz daha çok "ahiret" denen kavram oluyor.

Fakat dindar çevrenizden farklı olarak, ölümün tüm ihtimalleri üzerinde duruyor, sorguluyor, eleştiriyorsanız "ahiret" "insanı kamil" "hades" gibi kavramlar içinizi pek ısıtmayacaktır. Sizi en çok rahatsız eden ölümden sonra"kendinizi kaybetmenizdir". Bir nevi "yok olmanızdır"...

Sevdikleriniz, düşündükleriniz, yaşadıklarınızla yok olmanız...

Nazım Hikmet ne güzel söylüyor;
"...

Ne ölümden kormak ayıp
ne de düşünmek ölümü..."

Eşimiz, dostumuz, annemiz, arkadaşlarımızla ölümün soğuk yüzünü konuştuğumuzda "düşünme böyle kötü şeyler" dediler yıllarca...Ama bizi bulacak ölüm bir şekilde ve "ölüm şekli" çok önemli değil ki zaten. Ha bir serseri kurşunla öldünüz ha kalpten gittiniz. Ölüm korkusundan bahsettğimizde çoğunlukla böyle algılıyorlar. Ölüm sanki sadece o an yaşanan bir evreymiş gibi...

Oysa asıl insanı tedirgin eden yukarıdaki yazıda belirtilmiş olduğu gibi ölümün getirdikleri, ölüm sonrası, ölüm sonrası biz...

Belki de toplumun bize "fazla düşünme böyle şeyleri" nasihatı doğru çıkıyor. Çünkü bu belirsizlik bir seher vaktinde çığlıklara dahi neden oluyor... Sevdiklerine sarıl, umutlu ol. Bu hayatın bir yaratıcısı olduğuna inanıyorum ben, Allah desek de , eli desek de, xwedé desek de, zerdüşt desek ya da ne anlam yüklediysek ben derim ki o yaratıcı bizlere ölümden sonra müdahale edecektir. İşte çözüme orada gidilecek, ama bunun adı ahiret, ama insanı kamil, ama hades, ya da başka birşey...

Yıllarca düşünmemin, sorgulamamın sonucu olarak inanmak, inanmamaktan daha baskın benim için.

Sevgiyle, huzurla kal arkadaşım.

isimsiz - 2009-07-31 03:42:22 - 2009-07-31 03:42:22


merhaba

yorumunuzu gec gordum, kusuruma bakmayin
omer hayyam'in dortlugu de beni anlatiyor denilebilinir

Geants - 2009-07-30 05:16:24 - 2009-07-30 05:16:24


Ölüm ve belirsizliği

Ne diyebilirim ki, yazıda kendimi gördüm. Daima düşündüğüm, beni meşgul eden ve hayattan alıp götüren düşünceler.

Sonra Ömer Hayyam'ın dizeleri geliyor aklıma;
"Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben
Bu muammayı ne sen çözebilirsin ne de ben
Perde ardında sen ben dedikodusu var amma…
Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben"

pirozkan - 2009-07-10 19:37:45 - 2009-07-10 19:37:45


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Hakkımda
yeni actigim yemek bloguma mutlaka bakin :)) http://gulunmutfakgunlugu.blogcu.com/ gul_kilic@mynet.com .....
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Kategoriler
Son Yazılar
- Ben Olmem!
- Kendim uzakta....!
- Bir hastalik gibiydi, yayildi hucrelerimde!
- Yeni anladim....
- Acindirma eylemi
- Mutluluk .....
- Dugune Giderken....
- Dugune Giderken....
- Beyinin Tuhafligi
- Başlıksız
- Deliyim Deliyim!!!
- i need help!!!
- Kifayetsiz BIr Hayat....
- Başlıksız
- Sevginin dogdugu yer...!
Arkadaşlarım
Blogcu Yardım
hainkadin
ladres
egitimspormizah
taylanabi
unutmayanlara
kyksanalavm
istegidiyorum06
isocero
restpektif
abc2
pelincen1
lezzetvadisi
gulunmutfakgunlugu
Sevdigim ve Sectiklerim
Website counter