Kayıp Sayfa

Charles BAUDELAIRE

Bu sefer biraz edebiyattan bahsedeyim dedim...Genelde yazilarim hep hayata iliskin oluyor ama edebiyatta hayatimin vazgecilmez bir noktasi oldugu icin belki ayni zevkte oldugum kisiler okuyunca yorumlarini yaparlar...Karsilikli tartisiriz,edebiyatta bu degilmidir....

 

Acilisi Baudelair'le yapmak,Louis ARAGON'unda dedigi gibi Modern sairle baslamis olurum....

Hayati,yasadiklari ozellikle siirleriyle gercekten  ogrenilmesi ve bilinmesi gereken biridir...Once bilgilerimden yola cikip biraz hayatindan bahsedecegim gercekten ilginc...

 

Baudelaire romantizm hareketinin baslangic sairlerindendir...Yazilarinin egzotikligi hatta bazilarinin tabiriyle pogrografiktir...Daha cok melankoli,varosculuk ve gercekustuculuk akimlarinin baslangici olarak kabul edilen bir Fransiz sairdir...

 

Babasi rahipti ancak daha sonra isini birakti ve normal memuriyete dondu annesiyle babasinin arasinda 30 yil yas farki olmasi onun icinde hep eziklige yol acmistir,babasindan cok etkilendigi soylenir cunku oda bir sanat adamiydi....Babasinin olumunden sonra annesi bir yuzbasiyla evlenir..Dendigine gore bu evlilik Baudelairin icinde hep duygusal bosluga yol acmis ve melankolik tavri buralara dayanirmis...Uvey babasinin rutbesinin degismesinden dolayi sehir degistirdiler ancak Baudelaire hic bir zaman okulla barisik olmadi..Uvey babasindan nefret ediyordu ama bu onlarin sectikleri okullara kayit yapmasina engel olamadi...Anneside iyicene kati ve sert olmaya basladi...

Hukuk fakultesine kayit yaptirdigi donemde ilk edebiyat sohbetlerine basladi ve  Nerval,Sainte-Beuve, Thèodor de Banville, ve Balzac'la tanisti.Bu arada ailesiyle tartismasi devam ediyordu uyusturucu ve bohem hayatina girdi...

    Baudelaire yakisikli,cekici ve kulturlu bir genc olmasina ragmen fahiselerle girdigi iliskilerden frengi hastaligina yakalandi,ailesi onun bu tutumundan utandigi icin onu 20 yasinda hindistana yolladi ancak yari yolda geri donmek istedi madagaskar yakinlarinda gordugu bir kadin icin siir yazdi daha sonra geri donus yolunda kaptanin kotu davranislarindan cok etkilendi ve bu etkilenme ''Albatros'' siirini dogurdu...

    Yetiskinlik yasinda babasindan kalan mirasi alip,ailesinden ayrildi kendine kucuk bir ev tuttu....Ancak bu donemdede yaninda hep faiseler vardi...Ama yanina aldigi zenci kadini hayatinin sonuna kadar yaninda tuttu...Dendigine gore cogu siirini yazarken ondan etkilendigi soylenilir...

      Harcamalarindan dolayi mahkeme karari ile uvey annesi mirasi eline aldi ve ona her ay 600 franc verildi...Edgar POE'yi kesfedip siirlerini cevirmeye basladi bu donemde hep cevirmenlerleydi....Ve ''Le Fleur du Mal'' (KOtuluk cicekleri) siir kitabini yayimladi...Ancak kitabin toplumsal degerleri asagilamasindan dolayi,cinselligi cok acik belli etmesi gibi nedenlerden mahkemelik oldu ve kitaptaki 6 siir kaldirildi...

     Daha sonra ''Yapay cenneti yayinladi''Buradada onun ne kadar degisik,gerceklikle alakasi olmadigini goruyoruz...

     Bu baskaldirisi ve sabit egemen zihniyete karsi tutumu zamanla yeni bir akimin baslangici olacakti...

Baudelair'in hic aile hayati olmadi..O gundelik seyleri gereksiz buluyordu yani calismak,evlenmek,cocuk sahibi olmak....Onun icin hayat askti,kadindi sarapti,guzellikti...O doganin icinde kayboldu...O aski yasadi,onun icin kadin en guzel varlikti....Ve hayati boyunca nasil olursa olsun hic bir kadini kucuk gormemistir,o kadinlarini cok sevdi...

 

En sevdigim siiri:

 

Sizi birazda siiri anlamada zorlayacagim cunku bu siir oyle bir siirki basit olarak algilanmamali icindeki ipuclarini gormek anlamak hiicc kolayda degil....Kadini,askini,onu tanimlamasi kiyaslamasi okadar muhtesemki...Bir siir sever bunu ancak benim gozlerimle gorur...

 

Hymne à la beauté siirinde,Baudelaire kadini iki gruba koyup tanimliyor ''Du bien et du mal''(Iyi ve kotu)...''Derin gokten mi geldin ucurumdan mi ciktin'' yani derin gok tanrisalligi simgelerken ucurum yer altini yani seytanligi anlatiyor...Ehhh!Baudelaire'de zaten zamaninin hatta bu zamanin en iyi simgecilerinden,sembolculerinden degilmiydi....Dahasi,"Can alici ve kutsal"Yine tanrisallik...Baudelarin siirlerinde belli temalar vardir ve bunlar hep vardir...Parfum,koku,olum,isik,tanrisallik...Ve bu temalarin hepsi bu siirde mevcuttur...Kadini  kotuyle kiyasliyor ama ondanda vazgecemiyor..."Opucuklerin filtre ve azgin bir amfor"Yani sanki hayati almak yada almamak onun elinde.."Kahramanlari alcak cocuklari cesaretli kiliyorsun"Hayati alt ust ediyor...."Dans ediyor sevdali ve kibirli gobegin ustunde"Burada gobek dansini oriena olan ilgisinden dolayi oldugu soylenilir...Cunku doneminde asya kadinlarina oz dans,baharat kokusu batida yeni bir akim baslatmis ve Baudelairde gobek derken sanirim bunu kastediyor..Ve son misra...Bunada siz yorum yapin....

 

Buraya kadar geldiyseniz:)Simdi siiri daha guzel okuyabilirsiniz.....

 

HYMNE A LA BEAUTE / GÜZELLİK MARŞI
Derin gökten mi geldin uçurumdan mı çıktın,
Ey güzellik? bakışın, can alıcı ve kutsal,
Mahcup mahcup döküyor iyiliği ve cinayeti
Bunun için seni şarapla kıyaslayabiliriz.

Şafağı ve gün batımını gözlerine doldurmuşun;
Tufanlı bir gece gibi parfümünü saçıyorsun;
Öpücüklerin filtre ve azgın bir amfor
Kahramanları alçak çocukları cesaretli kılıyorsun.

Kara uçurumdan mı çıktın yoksa yıldızdan mı indin?
Büyülenmiş kader bir it gibi eteklerinin peşinden geziyor;
Neşeyi ve felaketi tesadüfü serpiyorsun,
Bir şey değil derken her şeyi yönetiyorsun.

Güzellik, alay ettiğin ölüler üstünde yürüyorsun;
Mücevherlerin iğrençlikten daha güzel değil
Ve cinayet, incik boncuğunla beraber,
Dans ediyor sevdalı kibirli göbeğin üstünde

Kamaşmış fani sana doğru uçuyor, şandel
Kıtırdayıp, tutuşmuş diyor ki: Meşaleyi kutsayalım!
Çırpınan sevdalı eğilip güzelliğinin üstüne
Bir marazlı gibi mezarını okşuyor,

Ne önemi ver gökten ya da cehennemden gelsen de,
Ey güzellik! kocaman canavar, ürküten saflık!
Gözün, gülüşün, ayağın bana açıyorsa eğer
Tanımadığım ama sevdiğim bir sonsuzluğun kapısını!

Şeytandan ya da Tanrıdan, ne önemi var, deniz kızı ya da melek,
Ne önemi var, kılıyorsan şayet, - kadife gözlü peri
Ritmi, parfümü, ışığı Ey yegane kraliçem!
Anı daha az ağır ve evreni daha az hırçın!

Charles Baudelaire
Çeviri : Yaşar Doğan / Lolan

13:05 - 22/1/2008 - yorum {2} - yorum yaz


Sonraki Sayfa
Hakkımda
yeni actigim yemek bloguma mutlaka bakin :)) http://gulunmutfakgunlugu.blogcu.com/ gul_kilic@mynet.com .....
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Kategoriler
Son Yazılar
- Ben Olmem!
- Kendim uzakta....!
- Bir hastalik gibiydi, yayildi hucrelerimde!
- Yeni anladim....
- Acindirma eylemi
- Mutluluk .....
- Dugune Giderken....
- Dugune Giderken....
- Beyinin Tuhafligi
- Başlıksız
- Deliyim Deliyim!!!
- i need help!!!
- Kifayetsiz BIr Hayat....
- Başlıksız
- Sevginin dogdugu yer...!
Arkadaşlarım
Blogcu Yardım
hainkadin
ladres
egitimspormizah
taylanabi
unutmayanlara
kyksanalavm
istegidiyorum06
isocero
restpektif
abc2
pelincen1
lezzetvadisi
gulunmutfakgunlugu
Sevdigim ve Sectiklerim
Website counter